5 Temmuz akşamı TEM Otoyolu Çamlıca gişelerden sonraki tır otoparkında buluştuk. Gittiğimde Yılmaz oradaydı. Kendisi Almanya'dan BMW GS 1200 ile gelmiş. Tanıştık ve diğer arkadaşlar da gelene kadar biraz sohbet ettik. Daha sonra da Atilla ve Yusuf geldiler. En son da Aydın gruba katılınca saat 20:45 gibi hareket ettik.
Gece 24:00 civarında Düzce - Samandere'deki kalacağımız pansiyona tepeleri tırmanarak ulaştık.
Biraz dinlenip doğru uykuya. Ertesi sabah erkenden (6:30) kahvaltıyı yaptık.
Kahvaltıdan sonra Yedigöller'e doğru yola çıktık. Yol üstünde bir dere görünce motorları ıslatmadan edemedik. Asfalttan çıkıp tekrar dağ yollarına saptık. Yol oldukça zorluydu. Belirli bölgelere mıcır kaplaması yapılmış. Fakat motorları yüzlerce metre mıcırların üstünde sürmek hiç kolay değildi. Zaman zaman saplanıp kaldık. Çıkmak için çok yoğun mücadele verdik. Özellikle benim lastikler bu mıcırda bana hiç kolaylık göstermedi. Devamlı devrilen motorları kaldırmaktan burada fotoğraf çekmeye hiç fırsatımız olmadı.
Nihayet Yedigöller'e ulaştık. Bir saat kadar dinlenip tekrar yola koyulduk.
Akşama doğru Düzce'ye inip birşeyler yedikten sonra içtiğimiz lezzetli çay biraz olsun yorgunluğumuzu aldı. Ertesi gün dönüş yoluna koyulmadan önce Samandere Çağlayanı'nı gezdik.
Bugün 23 Nisan. Neşe doluyor insan. Biz de bugünü dere-tepe enduro yapalım diye 5 arkadaş sabah Altunizade'de buluşup, arabalı vapurla Topçular - Yalova'ya geçtik. Sonra da Delmece Yaylası'nı aramaya başladık. Şelaleye uğradık. Ormanın içinde saatlerce dolanıp durduk. Öğle yemeğinde, iyi pişiremediğimiz için az pişmiş sucuk yedik. Gerçi sucuklar çok kalındı. Sonra yaylayı aramaya devam ettik. Akşam 17:00 civarında sonunda bulduk. Orada dinlenip çay içtik. Kalan sucuğu yaylanın tek sakini olan köpeğin birine verdik. Dinlendikten sonra tekrar yola koyulduk. Çınarcığa indikten sonra tekrar arabalı vapura yönlendik. Karşıya geçtikten sonra E5 ten trafiğe rağmen aralardan basıp geldik. Eve geldiğimde saat 21:30 idi.
Yorucu ama keyifli bir gün oldu. Parkur şimdiye kadar girdiğim en kırıcı parkurdu. Patikaların çoğu iri iri keskin taşlardan oluşuyordu. Çoğunlukla yolun bir kenarı hep uçurumdu. Bir su-çamur geçişinde tam çamur geçişini bitirmek üzereyken motorun kayıp devrilmesi sonucu sağ ayağım motorun altında kaldı. Hasar yok ama ayağım ertesi gün ağrımaya başladı.
6 Nisan 2008 Pazar günü her zamanki ekiple birlikte Aydos Ormanı'na gidilecekti. Fakat sabah işim olduğu için ben öğleye doğru yola çıkabildim. Marketten sucuk, ekmek ve su aldım. Altunizade Opet'den de benzini tamamladım. Tam o an yağmur yağmaya başladı. Kartal gişelerden çıkıp yol sora sora orman girişini buldum. Orada ekiple telefonlaşıp en yüksek tepede olduklarını öğrendim. Ben de göl kıyısına inip onların gelmesini bekledim. 1,5 saat sonra geldiler. Yolu kaybettiklerini, ancak bulabildiklerini söylediler. Biraz soluklandıktan sonra tura hep beraber devam ettik. Ormanın bütün yollarına girip çıktık. Duvar gibi ıslak toprak yokuşları 2. vitese atıp bir hamlede hoplaya hoplaya çıktık. Aynı yokuşu yüreğimiz hoplaya hoplaya indik.
Gölün öbür ucuna geldiğimizde çay içmek için deli gibi yağan yağmurun altında ıslak dallarla ateş yakmaya çalıştık. Ateş için az iki litre benzin harcadık. Akşam sırılsıklam olmuş botlarla, ıslak giysilerle, ateşin dibinde durmaktan kaynaklanan is kokusuyla birlikte eve döndüm. Fakat dönmeden önce motoru yıkattırmayı ihmal etmedim.
9 Mart 2008 Cumartesi sabahı 7:30 da Altunizade Opet'de buluştuk. Depoyu doldurduktan sonra bir de baktım ki cüzdanı evde unutmuşum. Benzinin parasını (sağolsunlar) arkadaşlardan aldım ve de hemen eve gazlayıp (ev yakın) cüzdanı alıp 5 dakkada geri döndüm. Ekip 1 adet KLE500, XT600, Tenere, Capanord, 3 adet Africa Twin ve 2 Transalp'den oluşuyordu. Otobandan bir süre gittikten sonra Tekeköy civarına döndük. Sonra da asfalttan çıkıp araziye girdik. Çamur geçişi...
Bir derenin kenarında dinlenme ve temizlik zamanı...
Benim KLE500'ün çamurluğuna dal parçaları ve çamur dolduğu için çamurluğu söküp derede temizledim.
Yusuf'da benim çamurluğu kepçe gibi kullanarak kendi motorunu yıkadı. Dere geçişi...Derenin ortasında Capanord suya yuvarlandı. Buna rağmen kontak anahtarını çevirince hemen çalıştı. Egzoz borusundan uzunca bir süre su püskürttü.
Güzergah oldukça kırıcıydı. Yusuf hariç hepimiz defalarca devrildik (ben üç kere devrildim). Devamlı devrilen motorları kaldırmaktan kollarda ve bacaklarda derman kalmadı. Neyseki kimseye ve motorlara bir şey olmadı.
Bu fotoğraflar ve daha fazlası aşağıdaki bağlantıda.
http://picasaweb.google.com/tormator/Offroad
9 Aralık 2007 - Pazar günü için internetten tanıdığım bir arkadaştan gezi daveti almıştım. Rota Altunizade OPET benzin istasyonundan başlayıp Şile'ye doğru gidiyor. Sabah 9:00 da oradaydım. Neredeyse 15 Honda Transalp ve de 2-3 adet Honda Africa Twin motosikletler benzincinin bir köşesine yığılmıştı. Ben de Kawasaki KLE 500 ümle aralarına çaktırmadan karıştım. Ekip tamamlanınca Ümraniye - Şile yoluna konvoy biçiminde çıktık.
Nispeten sakin bir sürüşle Çekmeköy civarında bir gözlemecide çay molası verdik. Kahvaltımızı bitirdikten sonra tekrar yola koyulduk.
Şile'ye geldiğimizde tepelik bir yerden fotoğraf çektik. Sonra da sahile indik. Kumlarda biraz motor sürdük. Öğle zamanı da kumsalda sucuk-ekmek mangalı yaptık.
Saat 16:00 civarında grup ikiye bölündü. Yaklaşık ben dahil 10 motor köy yollarını ve de biraz da araziyi denemek için tekrar yola koyulduk. Diğerleri ise Şile'de kalıp balık-rakı konseptine yöneldiler.
Şile'den sonra Ocavık, İmrendere, Tekeköy, Mollafenari güzergahını takip ettik. Bu arada yolda yine bir araziye girip çay molası verdik. Çay için çalı-çırpı toplayıp ateşi yakarken bir gürültü ile başımızı arkaya çevirip bir de ne görelim? Benim KLE 500'ün ayağı yumuşak toprağa gömülüp motoru da devirmiş. Neyse koşup hep beraber motoru kaldırdık. Sehpanın altına da taş koyup sağlama aldık.
Şekerpınar gişelerden çıkıp TEM yoluna girdiğimizde karanlık çoktan çökmüş ve de yağmur başlamıştı. Bazı arkadaşlar yağmurla birlikte yolun kayganlaşması nedeniyle sağ şeritten ağır ağır gelmeyi tercih ettiler. Ben sabredemeyip soldan basıp geldim.
Türkiye Enduro Şampiyonası 8. Ayak Atatürk Yarışı 12 Kasım Pazar günü Şile'de yapıldı. Hava çok sertti. Yağmur, dolu, sulu kar, rüzgar, abartılı dalgalı bir deniz, koyu gri bulutlar, soğuk, ıslak vb.. gibi hafta sonunu sıcacık evinde geçirmek isteyen insanların köşe bucak kaçacağı ne varsa hepsi oradaydı.